Sağlıklı Gıda üretimi ve dağıtımı kimin Denetiminde Aydın’da yaşanan ve ancak yıllar sonra ortaya çıkan olay, sadece bir gıda skandalı değil; aynı zamanda hukukun, denetimin ve kamu sorumluluğunun nasıl aksadığını gösteren ibretlik bir vakadır. Bir kasap, “babamın hayrına” diyerek cami önünde kavurma dağıtıyor. Binlerce insan bu ikramdan yiyor. Oysa dağıtılan etin domuz eti olduğu daha sonra anlaşılıyor. Olay, kasabın tutuklandıktan sonra cezaevinde arkadaşlarına anlattıkları ve bir cami hocasına “Sevap mı işledim, günah mı?” diye sormasıyla gün yüzüne çıkıyor. Basından öğrendiğimize göre 2015 yılında Efeler Bey Camii önünde yaklaşık 500 kilo kavurma, pilav eşliğinde 3 binden fazla kişiye ikram ediliyor. Hiç kimse sormuyor: Bu et nereden geldi, kim denetledi, hangi şartlarda üretildi? Hukuk Ne Diyor? Türkiye’de gıda güvenliği açık ve net biçimde Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğunda 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’na göre: İnsan sağlığını tehlikeye sokacak gıdanın üretilmesi ve dağıtılması yasaktır Tüketiciyi yanıltan, içeriği gizlenen ürünler suçtur Toplu tüketim yerleri ve gıda işletmeleri sürekli denetime tabidir. Bu olayda yalnızca dini hassasiyetler değil; kamu sağlığı ve tüketici hakkı da ihlal edilmiştir. Ceza Hukuku Açısından Durum Türk Ceza Kanunu’nun 186. maddesi, “Bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ticaretini düzenler. Bu maddeye göre: İnsan sağlığını tehlikeye sokacak şekilde gıda satan veya dağıtan kişi hapis cezası ile yargılanır. TCK 187. madde ise: Bu fiillerin toplu tüketim yoluyla işlenmesi hâlinde cezayı ağırlaştırır. Bu nedenle olay sadece “etik” ya da “ahlaki” bir sapma değildir; doğrudan ceza hukukunu ilgilendiren bir suçtur. Belediyeler ve Sağlık Bakanlığı Nerede? Belediyeler iş yerlerine ruhsat vermekle ve zabıta denetimiyle yükümlüdür; ancak gıdanın içeriğini ve güvenliğini belirleme yetkileri yoktur. Sağlık Bakanlığı ise: Gıda zehirlenmesi yaşandıktan sonra devreye girer, Yani önleyici değil, sonuç odaklıdır. Bu tablo dan Yetki kuruluşun çokluğu denetimde uygulama zayıflığını ortaya çıkardığını düşünüyorum.. Gıda denetim yetkisinin özel bir kurum kurarak tek elde toplanması kanaatindeyim.. Bu kadar büyük bir toplu dağıtım nasıl denetim dışı kalmasının sebebi belki de önceden hiç bir kuruluşa haber verilmemesi veya böyle bir zorunluluğun olmayışı belki de en büyük problemdir... İnanç temelli alanlarda yapılan gıda dağıtımları neden özel denetime tabi değildir? Vatandaşın tükettiği gıdaya dair şeffaflık ve bilgilendirme neden zorunlu değildir? 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketicinin doğru bilgilendirilmesini temel hak olarak tanımlar. Bu hak, bu olayda açıkça ihlal edilmiştir. Gıda sadece karın doyurmaz; toplumsal güveni besler ya da zehirler. Eğer hukuk uygulanmaz, denetim kâğıt üzerinde kalırsa, bu tür olaylar “istisna” değil, sistem arızası olur. Ve bu sistemin bedelini her zaman halk öder.
Sosyolog Ahmet Mermer
www.tarimdasondakika.com